Sümerler

Mezopotamya'da M.Ö. 4.000 yıllarında yaşamış uygar bir ulustur. Bağlı oldukları ırk topluluğu kesin olarak çözümlenmiş değildir. Orta Asya'dan göç ettikleri, dil ve bazı gelenekler bakımından tarihte Türk adı İle anılan Ural - Altay ulusları topluluğuna bağlı oldukları kabul edilir. M.Ö. 4.000 yıllarında doğudan gelen Sümerler, Mezopotamya'nın güneyinde Sinear bölgesine yerleştiler. Bataklık olan bu bölgeyi kanallar açarak kuruttular ve verimli bir hale getirdiler. Yığma tepeler üzerine kurdukları köylerde ilk defa killi topraktan pişirilmiş tuğla evler yaptılar.

19. yüzyıl sonlarında bölgede yapılan kazılar yüzyıl sonlarında bölgede yapılan kazılarda Ur, Uruk, Lağaş, Larsa ve Kiş şehirleri ortaya çıkarıldı. Kazılardan elde edilen bilgiler Sümerlerin yeryüzünün ilk uygar uluslarından biri olduğunu gösterdi. Sümer çivi yazısının okunmasından sonra, bu ulusun uygarlıkta öteki uluslara önderlik ettiği anlaşıldı. Toprağa bağlı ve tarım işlerinde ileriydiler. Sulama kanallarını ilk yapanlar da onlardı. Hayvan beslerler, kumaş dokurlar, saban, döven kullanmasını bilirlerdi.

sümerler

Ekonomi ve ticarette Öteki uluslara önderlik eden Sümerler, alışveriş usullerini de ortaya çıkardılar. Çeşitli bilimlerle de uğraşırlardı. Ay yılını hesaplayıp uyguladılar. Birçok Sümer bilimleri sonradan Akadlara, Badillilere, Asurlulara geçti ve onların yolundan Ön Asya uluslarına yayıldı. Sümerler on bir şehir devleti kurdu. En meşhurları Kiş, Lagaş, Mari, Ur, Uruk’tur. Her sitenin bir reisi vardı. Siteler; muhtar, bağımsız, konfederasyon idaresine sahipti.

İlk Sümer Devleti, M.Ö. 3200-2800 yıllarında hakimiyet sürdü. M.Ö. dördüncü bin yılda kurulup, üçüncü bin yıl içinde Akkadlı Sargon Hanedanı tarafından yıkıldı. Sargon Hanedanı Sümerlere çok eziyet etti. Sargonlar, Mısır firavunlarını takliden, insanları kendilerine tapmaya zorlayınca, Sümerler isyan ettiler. Sümerler, M.Ö. 2600’de tekrar hakimiyet kurdular. Bu hakimiyet, Lagaş Sitesi dışında M.Ö. 2500’lere kadar devam etti. Gutilerin artan taarruzları neticesinde Lagaşlar da kendilerini müdafaa edemeyip, yıkıldılar. Gutiler, M.Ö. 2400’lerde zayıfladılar. Ur Sitesi Gutileri Sinear’dan attı.

Urlular, M.Ö. 2350’de Sümerlere tekrar istiklallerini kazandırdı. Sümerler kuvvetlenerek, Suriye, Asur ve Elam ülkelerini zaptettiler. Tekrar büyük bir devlet kurdular. Fakat çok geçmeden hakimiyetlerindeki kavimlerin isyanıyla zayıflamaya başladılar. İstiklallerini kaybettiler. M.Ö. 2287’de Elamlılar ve diğer Sami kavimlerinin isyan ve taarruzlarıyla onların hakimiyetine girdiler. M.Ö. 2300’lerden sonra, Sümerler, bölgedeki diğer kavimlerle karışarak kayboldular. Bölgedeki sanat, mimarlık ve medeniyet eserleri arkeolojik kazılar neticesinde çıkarılarak, Sümerler hakkında bilgi toplanmaktadır.

Sümerlerde, şehir devletlerinin başında aynı zamanda din adamı da olan Patesi denilen bir reis bulunurdu. Siteler, konfederasyon sistemiyle idare edilirdi. Her site surla çevrili olup, çevresinde merkeze bağlı köy ve kasabalar bulunurdu. Sitede; kendi ilahi için bir mabed, patesi için saray ve ahali için meskenler vardı. Dış tesirler ve emniyetin muhafazası için sitenin etrafı surlarla çevriliydi. Mimarlıkta sütun, kemer, kubbe, inşaatlarda tuğla kullandılar. Tuğladan yüksek binalar ve abide eserler yaptılar. mimari eserlerini tezyinatla süslerlerdi. Tezyinatlarda geometrik şekiller kullandılar. Her site ayrı bir tanrıya inandıklarından çok tanrılı dine mensuptular.

Dingir en meşhur tanrılarıydı. Güneş, ay ve yıldızlara da taparlardı. Ahirete, cennet ve Cehenneme inanmazlardı. Adet ve hukuki kaideleri topladıkları kanunları vardı. Daimi ordu teşkilatları yoktu. Her Sümer vatandaşı asker sayılıp, lüzumunda silah altına çağırılırdı. İktisadi ve ticari hayatın canlılığı için çalışıp, ziraat ve hayvancılığı geliştirdiler. Dicle ve Fırat nehirlerini kontrol için setler yapıp, kanallar açtılar. Sulu ziraatte bol mahsul ürettiler.

Koyun ve keçi besleyip, yün ve kıldan kumaş dokuyup, giyerlerdi. Dokuma tezgahları ve imalathaneleri vardı. Mozaik ve seramiği kullandılar. Canlı varlıkların heykellerini yaptılar. Arkeolojik kazılarda, Sümerlere ait pekçok eser çıkarılıp, müzelerde teşhir edilmektedir. Sümerlerin asıl ünü, çivi yazısını kullanmalarından gelir. Çivi yazısı kil tabletler üzerine yazılırdı. Çivi yazılı eserlerden her hece için bir harf kullanılmıştır. Sümer dilinin bitişgen Ural-Altay grubuna benzediği iddia edilmektedir. Çivi yazısıyla yazılmış Sümerce; efsane, destan ve resmi vesikalar bulunmuştur.

Son eklenenler

Yorumlar

Bu sayfa ait yorum bulunamadı. İlk yorum yapan siz olun.

Yorum ekle

Vazgeç